KAYIT OL
Oturumlar

Oturumlar

NİÇİN DÖNÜŞÜM

Dünyanın ilk çağlardan itibaren devam eden dönüşümü günümüzde bir hayli hız kazanmış durumda. Teknolojinin gelişim hızıyla ivme kazanan dönüşüm limitleri, insanların hayattan beklentilerini değiştirerek ihtiyaçları da günden güne dönüştürüyor. Teknolojinin sağladığı imkanlarla şekillenen gelecek; hayalleri vizyona dönüştürüyor ve bugünün hayalleri, geleceğin dünyası olarak karşımıza çıkıyor. Geçmişte kurulan binlerce hayalin inşa ettiği günümüz dünyasında, binlerce farklı oluşumun yönetimi ve yürütülmesi çeşitli algoritmalarla canlı tutuluyor. Hayalleri durdurmak ne kadar mümkünse, dönüşümü durdurmak da o kadar mümkün. Hayallerin gerçeğe git gide yaklaştığı bir dünyada, dönüşüm de hız kesmeden geleceğimizi inşa ediyor.

NASIL DÖNÜŞÜM

Dünyanın geçirdiği dönüşümün temelini bilgi ve teknoloji birikimi oluşturuyor. İlk çağlardan günümüze kadar biriken bilgi ve teknoloji havuzu, geleceği şekillendirmeye devam ediyor. Dönüşüme yön veren hayalleri, gerçekleştirebilir fikirlere dönüştüren bu havuzda geleceğin dünyasını inşa etmek için gerekli finansman da kolaylıkla temin edilebiliyor. “Geleceğe sahip olma” düşüncesiyle hareket eden yatırımcılar; geleneksel yöntemlere oranla çok daha hızlı zaman dilimlerinde çok daha fazla miktarlarda yatırımlarının karşılığını alıyor. “Hız” olan her alanda “kaza” vardır. Kazaların önüne geçebilmek için önlem almak ve kontrolü elde tutabilmek hayati önem taşır. Dönüşümün hızı da kontrol edilemezse toplumsal ve sosyolojik kazalara yol açabilir. Bu kazaların sonucunda da bilgi/para/itibar kayıpları kaçınılmaz olarak karşımıza çıkar. Maharet; dönüşümün gücüne kapılmak değil “dönüşümün gücünü kullanmak”.

NE'YE DÖNÜŞÜM

Dönüşümün hızı günden güne maruz kaldığımız mesaj yoğunluğuyla da ölçülebilir. Hayatımıza dahil olan her teknoloji, doğamıza yön veren yeni bir etken haline geldi. Gelişen beklenti ve ihtiyaçlarımızla dozu sürekli artan bol alternatifli bir evrende, algılarımızın kaynak kodları da dönüşüm geçirmeye devam ediyor. Kişi veya kurumlar hakkında istediğimiz bilgiye ulaşabildiğimiz, istediğimiz kadarını aldığımız ve istediğimiz şekilde yorumladığımız bu evrende duygu iletişiminden bilgi iletişimine doğru bir dönüşüm içerisindeyiz. Maruz kaldığımız mesaj yoğunluğu içerisinde kararsız kalan duyguları yaptığımız bilgi analizleri sonucunda harekete dönüştürüyoruz. Duygunun cezbedici, bilginin ise karar verici olarak kullanıldığı bu iletişim şekliyle de; fikir, ideoloji ve marka elçileri haline geliyoruz.

TÜRKİYE'NİN DÖNÜŞÜMÜ

Geçmişte “evrensel” ile “ulusal” arasında kurulan asimetrik ve gerilimli ilişki dönüşümün içerisinde yerini “küreselleşme” ile “yerelleşme” ilişkisine bırakmıştır. Bu değişimin içerisinde; değişmeyen tek şey; dönüşümün kendisi ve üzerindeki küresel gücün hakimiyetidir. Dönüşümün aktörlerinin, bilişim ve iletişim araçlarını kültür üretmek amacıyla da kullandığı günümüzde, ülkemiz dönüşümde henüz varolma çabası içerisindedir. Dünyanın tüm birikimini içinde barındıran, yeni ve özgün bir hedefe yönelmek, Türkiye’nin dönüşüm ekosisteminde söz sahibi olabilmesinin ön koşuludur.

KAPANIŞ KONUŞMASI

Dönüşümde Kaybolmamak

Bu işin sonu nereye varacak? Bilgiyi kim, nasıl işleyecek, dönüştürecek? Bilgi boşlukta yol alıyor. İyi ya da kötü; hızlı olan onu yakalayacak. Dün insanı ikonlaştıran akım, bugün araçları ikonlaştırırken insanı dataya indirgiyor. Bu akıma kapılmak, dönüşüm ekosisteminde kaybolmak demek. Oysa bilgiyi de, insanı da, geleceğimizi de iyileştirmek her haliyle mümkün. Dönüşümü anlarken, yorumlarken hem hızlı olmak hem de insanlıktan çıkmamak esas. O halde gelecekte bizi bekleyen nedir? ‘İnsan’ı ‘araç’a dönüştürmek mi ‘insan’ kalarak varolmak mı?